Geleceğinin Karartılmasına Seyirci Kalma

13/10/2005 - Dizi seyredeceğime Kur'an okuyorum

Kategori: hamit akcay

Dizi seyredeceğime Kur'an okuyorum
 

Sosyal konularda duyarlılığı ile tanınan Dilek Sabancı, 'Televizyonla aranız nasıl, hangi dizileri seyrediyorsunuz' şeklindeki soruya, "Açıkçası fazla dizi seyretmiyorum. Dizi seyredeceğime Kur'an-ı Kerim'in Türkçe mealini okuyorum" cevabını verdi

Merhum Sakıp Sabancı'nın yardımsever kızı Dilek Sabancı MNG Box isimli dergiye verdiği röportajda "Dizi seyredeceğime Kur'an-ı Kerim'in Türkçe açıklamalı mealini okuyorum" dedi.

Sosyal konularda duyarlılığı ile tanınan Dilek Sabancı, 'Televizyonla aranız nasıl, hangi dizileri seyrediyorsunuz' şeklindeki soruya, "Açıkçası çok fazla dizi seyretmiyorum. Dizi seyredeceğime Kur'an-ı Kerim'in Türkçe açıklamalı mealini okuyorum. Ya da günlük gazetelerime şöyle bir göz gezdiriyorum" cevabını verdi

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/10/2005 - YURTDIŞINDA SÜRDÜRÜLEN TVYİ KAPAT OLUŞUMLARINDAN BİR AFİŞ ÇALIŞMASI

Kategori: hamit akcay

Akşam evde ailemizle beraber otururken birden elektriklerin kesildiğini farz edelim. Kalkıp hemen bir mum yakarız. Fakat evde az önce var olan hareketlilik, canlılık kayboldu. Ailemizle birlikte iki çift laf etmek istiyoruz; ama sözcükler boğazımıza düğümleniyor. Konuşacak bir şeyler bulamıyoruz . Evde derin bir sessizlik hakim. Sanki az önce evden çok sevdiğimiz biri ayrıldı. Ne olur biliyor musunuz? Evin içerisinde birkaç tur attıktan sonra, camdan dışarıya bakarak eşimize adeta homurdanır bir şekilde sesleniriz:" Hımm! Hanım baksana dışarıya. Bütün mahallenin elektriği kesilmiş. Gelir gelir birazdan gelir." Tabi aradan biraz zaman geçer; ancak ne gelen vardır ne giden. Biraz daha oflayıp pufladıktan sonra akşam evde seyredemediğimiz filmi rüyamızda seyretmek üzere yatağa doğru yönelir, elimize eşimizle ve çocuklarımızla iletişim kurup, sohbet etmek gibi bir fırsat geçmişken değerlendirmez, uykuya dalarız. Şöyle bir düşünün, televizyonsuz bir hayat geçer mi? Ona o kadar çok alışmışız ki, hayatımızın bir parçası haline gelmiş. Sabah uyanır uyanmaz veya dışarıdan eve geldiğimizde daha kıyafetimizi bile değiştirmeden ilk işimiz televizyonu açmak olur. Televizyon bizim, eşimiz, dostumuz, çocuğumuz ve arkadaşımız olur.

 

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/10/2005 - KATRE YE SONSUZ TEŞEKKÜRLER

Merhaba...
 
Ben televizyon ile tanıştığımda sene 1976 idi. Kardeşim ev sahibimizin televizyonuna gidip bakmaktan sıkılmışmıydı ne babama sürekli "adama bakıcam, adama bakıcam" deyip duruyordu. Babam da daha fazla dayanamayıp bir gece bize televizyon getirmişti. Çok sevindiğimizi hatırlıyorum. Ancak kardeşim daha çok sevinmişti sanırım çünkü direk çorba tenceresini devirmişti, akşam yemeği yerken televizyona bakacağım diye:)) İlk hatırladığım film  karakteri Tarkan ve atıl kurt idi. Pekte yakışıklı gelirdi Kartal Tibet. Eski türk filmlerini hâlâ çok severim.
 
Sonra televizyon kültürümüz ilerledi. Babam, teknolojiyi maddi gücü doğrultusunda çok severdi. Tv teknolojisini de yakından takip ettik yani. Televizyonu çok seyretmemizden pek hoşlanmazdı ama. Geceleri geç saatlere kadar kitap okurdu. Hâlâ daha hoşlanmaz. Sohbet edelim daha iyi der her zaman. Ben de insanların birbiriyle konuşmasından yanayım. Misafirliklerde açık televizyon bana saygısızlık gibi geliyor.
 
Televizyondaki şiddet yanlısı proğramlar gözümüze giriyor sanki. En başta haberler! Bütün kanalların haberleri neredeyse kanlı, yüksek sesli, insana karamsarlık veriyor. Televole ve benzeri proğramlar, bütün ülkenin dahil edildiği dedikodu proğramları, gündüz kuşaklarındaki -güya- kadının sesi proğramlar, neredeyse her kanalın kendine ait ürettikleri mafya dizileri, gelin-kaynana-oğul proğramları, v.b. kesinlikle seyredilmemesi gereken proğramlar. Aklıma gelmişken ben çizgi filmlerdeki şiddeti de kınıyorum. Çocukluğumdan beri düşmanca kaçıp kovalanan tom ve jerry, Kabasakalın yumruklarına mazur kalan Temel Reis, şimdilerin pokemon hastalığı, winksler sonra. Aslında direk açılmamalı televizyon.
 
Ya da izlediğimiz proğramları biz seçmeliyiz. Ben hemen başladım, nasıl isek o tür proğramlar seyrederiz demeye. Özellikle kaynana-gelin proğramlarından başladım uyarmaya yakınlarımı. İzlemeyelim, rayting yaptırmayalım. Düşünebiliyor musunuz? Üst kat komşumun kayınvalidesi, kendisi, eşi ve kızının telefonlarından sürekli mesajlar gidiyor kaynana proğramlarına. Ve komşum, Tülin ile Caner evlenirse lokma dağıtacakmış, adağı varmış. Ben tanımıyorum bile bu insanları. Tanımayayım da.
 
Yani sözlerimin özü şudur: Zararlı proğramları seyretmeyelim, seyredeceksek kültür-fikir yayınlarını seyredelim. Daha çok kitap okuyalım. Çocuklarımızı koruyalım lütfen. Televole kültüründen yetişen bir nesil sizce nasıl olur dersiniz? Televole deyip gülen bir nesil:))Güleriz ağlanacak halimize.
 
Yapabileceğim her türlü desteğe hazırım. Ve de varım...Herkese kolay gelsin. Sevgiyle...
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/10/2005 - Kuzeysonsuz:"Yabancılaşmaya hayır,Yeniden insan insana" Demiş

Kategori: kuzeysonsuz

Köye televizyon yeni gelmiş. Kore Savaşı'na gidenlerin dönüşte getirdikleri radyoları dinleyen de pek kalmamış dolayısıyla. Köy bakkalı gördünüz mü hiç? Ne ararsanız vardır içerisinde he öyle ki, ziftli tahtalar ve duvarlarda boş bir cm. bile görülmez. Bir de kendisine has kokusu olur. Zeytin de sandıktadır lokum da.. Akşamları cılız bir ışık yakılır ve moda tabiri ile acanslar dinlenirdi. Televizyon hem sohbetten hem de dostluktan etti. Camgöz Abdurrahman amca almış mahallede ilk televizyonu ya, herkes doluşmuş onlara. Gelmeyin de diyemezsin ama köy hali; televizyon buzdolabının üzerinde, buzdolabı yatak odasında, Camgöz Abdurrahman çelebi ve eşi yatakta yorgan altında... Merak tüm yaşantımızın da içine etti. Evimiz, mekânımız bize göre değil de asıl sahibimize göre düzenlenir oldu... Anneannem ilk günlerde yaşmağının arkasından bakardı. Oysa çocukluğunda; aslında Kore Malı radyonun içinde insanlar vardı da, bir gece uyur gezerlikle radyonun içine giriyorum diye yağ tenekesine kafasını sokmaya çalışırken bulmuşlardı. Gözünün ucu ile bakmasını komik bulurdum o zamanlar.. Teknoloji sorunlu olma diyecek kadar geniş ufukluydum [!] o zamanlar. Anneannem hiç teknoloji özürlü olmadı.. Aslında kelimenin tam anlamı ile YABANCILAŞTIRAN teknolojinin kendisi sorunluydu... Tüm ülke bu soruna eğilmeli, eğilenleri desteklemeli...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/10/2005 - FLAŞ HABER

Kategori: asmakilit

USTA YAZAR  ASMAKİLİT ARAMIZDA.YAZI VE YORUMLARIYLA HAREKETİMİZE GÜÇ KATACAK.KENDİSİNE HOŞGELDİN DİYORUZ.NİCE YILLARA

 

                                   SEYİRCİ KALMA 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/10/2005 - televizyon

Kategori: kuzeysonsuz

Tavrı desteklememek mümkün değil tabiki. Ama hedefte bir sorun var sanırım. Televizyon [ki, o yaşayan bir "şey"!] ve kurmayları hiç bir zaman umursamayacaklar. Nedeni de basit aslında, bunlar için içinde bulundukları toplum önemli olmamış hiç bir zaman. Toplumun içindekiler ise hiç olamamış malesef. Şimdi sorsak birisine; bir program hazırlarken neye dikkat ediyorsunuz diye şunu diyecekler hemen "mesela 20-25 yaş, orta eğitim, şehirde yaşayanlar" Onlar için hepimiz sınıflanmış durumdayız. Düzelin! çağrısı ile birlikte "ne istiyoruz, nasıl olmalı" açılımı da yapılmalı. Atatürk günlerini, eğitim enstitülerini yaşamış bir ülkenin vitrini ve vizyonu bu olamaz sanırım. Aptal muamelesi yaptıkları doğru ama tepki göstermek insan olabilmenin  getirilerinden. Seyretmiyorum demek o kadar da zor değil.. BEN SEYRETMİYORUM

 

YAZAN:KUZEYSONSUZ

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/10/2005 - bu güzel yazısından dolayı erdal eser 'e sonsuz teşekkürler

Kuzey'in sayfasında gördüm hareketinizi. 1974 yılında Kıbrıs Savaşı sırasında ilk televiyonumuz eve girmişti. O zamanlar televizyon benim için, rahmetli Hasan Mutlucan'ın türküleri eşliğinde Kruvazör görüntüleri demekti. Hep söylerim, o günleri hatırlayanlar vardır aranızda belki siyah-beyaz tek kanal, yalnızca pazar günlerine sıkıştırılmış oyun treni.. O günlerde kimse bu kutunun önemini kavrayamamıştı. Camına geçirilen renkli plastiklerle denizin altını seyre uğraşırdık babamla :) Şimdi hepsi düş oldu. Sanırım 1986 yılıydı ikinci kanalın gelişi. Çok heyecanlanmıştım doğrusu. Özgürlüğü düşünebiliyor musunuz birini beğenmedin diğerine geç. Bu da hızlı ve safiyâne bir yorum olarak kişisel tarihimdeki yerini hemen aldı tabiki. İsterse 1000 tane olsun bir şey fark etmeyecekti, hepsi birbirine benziyordu çünkü. Birbirine benzeyen evlerde, birbirine benzeyen eşyalar arasında, birbirinin aynı programları izleyen birbirinin aynı insanlar yaratma aracı oldu çıktı sonunda. Önce Dallas sonra Köle Isaura veYalan Rüzgârı furyası.. Hep "olmadığımız" ama hayranlık beslediğimiz bir "evrene taşıma" misyonu ile geldi ve nihayet tıkandı. Can simidi gibi ortaya çıkan özel kanallar da, "özel" ellerde olmaları nedeni ile insanların içini boşalttı da boşalttı. Sonra Muhtar da Atina'dan döndü ve ekrandaki tek görüntü kırk kere tekrar edildi hem de kırmızı daire içerisine alındı! İşim gereği, yaklaşık 14 yıldır uzun süreli televizyon seyretmek gibi bir şansım [!] hiç olmadı ve bundan çok memnunum. Ne 25. kare'ye ne de yarattığı boşluğa kapılma derdim de yok dolayısıyla. Ancak televizyona ve televizyon kültürüne tepkim "eğitimin" ve "çocukların" istismar edilmeleri yüzünden. Patenti dışarıdan alınma kopya yarışmalar, servet düşkünlüğü, anlamsız spor programları, mafyaya bile özendirecek garip diziler, suratı alnı garip dövmeli kadınlar, adamlar... "Bize sunulanlar" bu kadar hafif ve basit olamaz.. Bunu kabul etmek bu nedenle de mümkün değil. Onlar da duysun "ben sizin hedef kitlenizde değilim, eğer farklı bir evrende olmak istersem şiir okurum, kitap okurum, yazı yazarım baktım yine olmadı alırım bir çuval çekirdek yürürüm kardeşim!"

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/10/2005 - çeşitli eleman ilanı

Kategori: hamit akcay

türkiyenin en kapsamlı platformunda kariyer yapmak isteyen, seyirci değil oyuncu olduğunun bilincinde, diksiyonu düzgün ve kafası çalışan(kafa daha önemli) en az bir kitap okumuş(vede anlamış)bir den yabancı dil bilen(diğer insanları ve ne dediklerini anlayan) elemanlar alınacaklardır.

 

ilgili pozisyonlar:

1-teknik destek şefi:blogda yapılabilecek yapılacak  çalışmalar için yeterli  bilgi donanımına sahip ,üyelerin sorunlarını çözebilecek(vay ben bannerı yapıştıramadım,yok ben kodları bilmiyom diyen kıl tiplere yol gösterecek.platformun daha çok kişiye ulaşabilmesi için yapılabilecek çalışmalar hakkında bilgisi olan

2-halkla ilişkiler müdürü:çeşitli blogdaşların bloglarına gidip korsan yazı yazacak acık sempatik,biraz deli

3-eleştirmen:kötü yayınları takip edip bunlar hakkında yazı yazacak.oluşturulacak haftalık bültenleri hazırlayacak  sinir bi tip,yarı deli

4-haber müdürü:yayın ilkeleri doğrultusunda nette var olan diğer oluşumlarla (varmı bilmiyom) ve irtibata geçip güncel haberler kovalayan hayal avcısı,ütobik bi tip

5-ulan bütün pozisyonları bizmi bulacaz birazda siz kafayı çalıştırın.kendinize yapabileceğiniz ,bir görev bulun ,çatlatmayın adamı.destekliyoz deyip kenara çekilmeyin

6-benmi ne yapacam: bişe bulurum herhalde.hayal umum müdürlüğü felan

 

yeterli talep olmadığı takdirde(yani çok başvuru olursa) ben elime kalemi alıp herkesin görevini yazıcam ona göre.

bak kadroyu açıklıyom hee

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/10/2005 - neler yapılabilir

Kategori: hamit akcay

neler yapılabilir ?

Kategori: Belirtilmemiş

                                        

hadi ortak akıl prensibini işletelim neler yapılabileceğini ve neler yapabileceğimizi konuşalım.bu platforma destek verenler kendi yapabilecekleri katkıları, alabilecekleri görevleri bildirsinler.Aklına güzel bir fikir gelen de bildirsin

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/10/2005 - Çocuğunu Sevenler Televizyonlarını Kapatsın

Kategori: hamit akcay

Çağımızda gerek çocukların gerekse erişkinlerin yaşamında iletişim ve bilgilenme açısından en az yazılı yayınlar kadar hatta daha fazla televizyonun etkisi olduğu şüphesizdir. Televizyon, görsel ve işitsel duyulara yönelik bir kitle iletişim aracı olması nedeniyle, hem olumlu hem de olumsuz etkilere sahip olabilmektedir.
        Amerika Birleşik Devletleri nde yapılan bir çalışmada (1989), çocukların uyku dışındaki zamanının çoğunu diğer aktiviteler yerine TV izleyerek geçirdiklerini bildirilmiştir. TV ile ilgili Nielson raporuna göre, 2-5 yaşındaki çocuklar haftada yaklaşık 27 saat, 6-11 yaşındaki çocuklar haftada yaklaşık 23 saatten daha fazla, 12-17 yaşındaki çocuklar ise yaklaşık 23 saat  TV izlemektedir. Bu çocukların 70 yaşına ulaştıklarında toplam yaşamlarının 7 yılını TV izlemekle geçirmiş olacakları bildirilmektedir. Böylece TV, çocukların adölesanların yaşamında oldukça etkili bir güç olarak ortaya çıkmaktadır.
        Yine yapılan çalışmalar, çocuk üzerinde zihinsel, duygusal ve sosyal etkiye sahip olan TV nin çocuğa  denetimli olarak izletilmesinin olumlu, gelişigüzel izletilmesinin ise olumsuz etkisi olduğunu bildirmektedir. Ailelerin  TV konusundaki denetimlerinin yetersiz olduğu durumlarda, TV çocukların inanç, fikir ve davranışlarını kolaylıkla etkileyebilmektedir.
        Bu nedenle TV kullanımında yetişkinlerin gerekli denetim ve düzenlemeler yapmaları, bu konuda bazı kurallar koyarak çocuğun bu kurallara uymasını sağlamaları da dikkat edilmesi gereken bir durumdur.  Ana-babaların TV yi çocuğun bütün gününü başında geçireceği bir araç olarak değil, sadece günlük yaşamda karşılaşabileceklerinden çok daha çeşitli konularla ilgili bilgi ve izlenimler edinmesine yardımcı olacak bir araç olarak görmeleri sağlanmalıdır. Özellikle farklı roller ve ortamlarda pekçok ailelerle etkileşim halinde bulunan hemşirelerin TV nin çocuk üzerindeki olumsuz etkileri azaltılabilir
        Amerikan Pediatri Akademisine İletişim Komitesi,TV nin çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla bazı önerilerde bulunmuştur.
        Çalışmamızda yer verdiğimiz bu önerilerden bazıları;
* Ebeveynlere TV nin etkileri konusunda eğitim vermeye çaba gösterilmeli, çocuklara eleştirel TV izleme becerisi kazandırılmalı,
* Ebeveynler çocuklarının TV izlemesini günde 1-2 saatle sınırlandırılmalı,
* Ebeveynlere TV nin  yerine geçebilecek okuma, spor veya eğitici hobiler gibi uğraşlar bulmaları öğütlenmeli,
* Ebeveynler çocuklarının seyredeceği programların  seçimine katılmalı,
* Ebeveynler çocukların izlediklerini yorumlamalarına yardım etmek amacıyla onlarla birlikte TV izlemeli,
* TV nin çocuklar üzerindeki etkilerini içeren daha fazla araştırma desteklenmeli ve çocuklar için diğer gruplarla işbirliği yapılmalıdır

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bu platformun amacı insanı insandan koparan,insanı pasif bir tüketici olarak konumlandıran,Toplum mühendisliğinin ve toplumu gütmenin aracı olan Tv ye karşı insanları bilinçlendirmektir.Bu platform mevcut siyasi hareketlerin hiç birinin temsilcisi yada uzantısı değildir.Tv nin insan üzerindeki anormal tahakkümüne karşı duran herkesin platformudur.


DESTEKLEYENLER&EDİTÖRLER

aDoE
designer
hamitakcay
milkboy
ikona
esin
nymphia
katre
asmakilit
derin
DerinHoca
temizekran
vedat1987
TuLuAt
turab
shekkercik
ismailkorpe
suzidil
barika
redo
tinsohbeti
pedagog
kuzeysonsuz
yansimalar
SuCCuBuSS
geda
PRESSBEY
mesnevi
kozmik
visne
Aslikcin
dogan55
ufoyatasatancocuk
SAKASU
mevlevi
hikayedefteri
siirdefteri
ismetozelsiirleri
sezaikarakoc
naribeyza
LeSaR
granada
ilsuersagun
eskisehirly
barok
Arifce
crazyturk
elki
ALYAZMALI
batumania
AR
BuLenTCaka1
omasozturk
ufoyatasatancocuk2




BlogBul.Com! Blog Hizmetleri