Geleceğinin Karartılmasına Seyirci Kalma

12/12/2005 - TemizEkran

Kategori: TuLuAt


Sitemiz yayınına www.TemizEkran.com adresinden devam etmektedir.


Ayrıca Forum için tıklayınız.


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/11/2005 - ÖNEMLİ DUYURU

Kategori: hamit akcay

BLOGCUDA BAŞLAYAN TEMİZEKRAN HAREKETİ KENDİ BAĞIMSIZ SİTESİMDE www.temizekran.com DA DEVAM ETMEKTEDİR.BLOĞLARINDA ESKİ BANNERLAR BULUNAN DEĞERLİ BLOGDAŞLARIN SİTE DE VE BLOGDA YER ALAN VE www.temizekran.com A YÖNLENDİRİLMİŞ YENİ BANNER KODLARINI BLOĞLARINA YÖNLENDİRMELERİNİ VE GÜNCEL GELİŞMELERİ ARTIK SİTE ÜZERİNDEN TAKİP ETMELERİNİ RİCA EDERİZ.

Bilindiği üzre her geçen gün büyüyen bu oluşumun kapıları aynı doğrultuda talebi olan herkese açıktır.Siz değerli dostlarımızın tüm katkılarına açık olduğumuzu her zaman bilmenizi ister aşağıdaki başlıklarda bize destek verebileceğinizi bilmenizi isteriz.

1- www.temizekran.com üye olarak

2- www.temizekran.com daki banerları site yahut blogunuzda yayınlayarak

3- Temizekran a yorum yazarak, yayınlanmak üzre yazı göndererek

4-Arkadaşlarınıza duyurup sitenin tanınmasını sağlayarak

5-Blog yada sitenizden temizekrana link vererek

 

Ayrıca bilgi ve yeteneğiniz doğrultusunda temizekran a katkı sağlayacak burada zikredilmeyen diğer hususlarda da katkıda bulunabilirsiniz.

 

TemizEkran Oluşumu

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/10/2005 - TemizEkran'a destek verin, katılın!

Kategori: TuLuAt

Aşağıdaki bannerlarımızdan beğendiğinizi sitenize/blogunuza ekleyin.
Seçtiğiniz bannerı eklemek için altındaki kutucukdaki kodu kopyalayıp sitenize/blogunuza istediğiniz yere yapıştırın. (Seçtiğiniz bannerı eklemek için; bannerın altında yer alan kutucuğun içine tıklayın, CTRL+A tuş bileşimine basarak tüm kodu seçin, CTRL+C tuş bileşimine basarak seçtiğiniz kodu kopyalayın, kendi siteniz/blogunuza ait kodun eklemek istediğiniz yerine gelip CTRL+V tuş bileşimine basarak kodu yapıştırın. Çıkarken saklamayı unutmayın.)
































TemizEkran eposta grubuna katılmak için :

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/10/2005 - Demesi kolay oldu ama...

Kategori: kuzeysonsuz

Tâbi designer’e bunu demek kolaydı ama işin garip yanı yapılan eleştiriyi de paylaşıyor olmam. O da bir bakış açısı ve iyi niyetle kurulduğundan şüphe edilmeyecek cümleler. Şimdi biraz serin düşünmeli... Peki ben ne istiyorum’a yanıtlar aramalı. Ben sesli düşünürken belki başka bir fikir uyanır zihinlerinizde.. Öncelikle ben televizyon uzmanı değilim, izleyici göz ya da mobilya sahibi olarak eleştirilerim nasıl ve nerelerde toplanıyor tespitteyim: Öncelikle haber özgürlüğü ve bilme hakkımın gözetilmesini istediğimi hissediyorum, haberin düzgün bir tempo ile akması benim için önemli çünkü onu öğrenip işime bakacağım; sonra gerçekten salak yerine konmak istemiyorum, âllemi cihân olsanız beni yarım saat bile tutamazsınız televizyon başında, “seyirciye karşınıza çakmak” için yola çıkıyor olmanız kötü bundan vaz geçmenizi dilerdim. Araba, ev vermek için insanlara takla attırmasanız keşke ya da bu kadar acınacak hale düşmese bazıları; Sizin Radyo-Televizyoncu hamle ve yaklaşımlarınız insan psikolojisini alt üst ediyor farkında değilsiniz; haberin reklamını otuz kere vermek çekiciliğinin yitmesine hatta izlenmemesine neden oluyor; Bir de sanırım herkes, biraz  kendisini görmek istiyor ekranda, dertlerimiz ya da bizlerin gerçekten yansıtılmak istediğimizi kast ediyorum bununla. Ama ne milli bir kaynana, ne ikinci bahar kepazeliği değil kastım. Biz Anadolu insanıyız, yolunacak kaz, ya da ne verirseniz yiyecek mallar değiliz. Hedeflerinizi yeniden gözden geçirmelisiniz. Tek tek insanları mutlu etmek mümkün olamaz ama keşke hedefinizi iyi tespit etseniz. Kamu oyunu yoklasanız arada ya da anketler yapsanız... O zaman ne Post-Modern filozof Reha Muhtar’lar olur ne de Acaba halkım ne yapıyor bir bakayımzâde  Zekeriyâ Beyazlarımız ne de anlam derinliği sıfır olan programlarımız... Burada yine tıkanıyorum; adam mafya dizisi çekip üniversite panellerine çağrılıyorsa, Dallas kokan garip çiftlik dizileri kopya ediliyorsa bu millette de bir sorun var demektir. Beğeni, gerçektir ki seviye ile ilişkilidir ve seviye ortadadır. Diziler ya da abartılan programlar basit bir anlatımla birer Kitch’ten ibarettir... Saçma sapan bir yarışma için insanlar birbirine düşebiliyor ise, günlerce stüdyolarda abuk sabuk tartışmalar yapılıyor ise, sorunun kaynağında farklı bir unsur yatıyor olmalıdır derim. Durum: onlar bunu verdiği için değil bunlar onu istediği için böyle kötüdür. Birileri sürekli aynı tema etrafında dolaştırılırken, bizi suya görütüp getirenler aynı zamanda dünyayı da götürmektedirler [!] Sanatçılara ya da sanatçı yelpazemize şöyle bir bakmak bile durumun vahimliğini koyar ortaya... Tiyatro sanatçılarımızın karnı  sanırım Cumhuriyet Tarihinde ilk kez bu kadar doymuştur, neye rağmen sorusunu, kopya dizilerde abartılı Shakesphare’yen oyunları ile yanıtlamaktadırlar. Aynı tarz mafya babası, aynı tarz aile babası, aynı tarz gazete patronu, aynı tarz baldızın eniştesi olarak karşımıza çıkmakta sakınca görmezler biz de yeriz [!]  Onlar kendi kendilerini başarılı kabul ederler. Birisini başarısı ile överseniz başarısından pay alırsınız çünkü. Takdir Makamı olmanın hazzını yaşarsınız, biz de yeriz [!] Amacı kanımca iyi olsa da  RTÜK’ten bir şey beklemek hata ya da hayâl... Bu seviyesizlik, acımasızlık ve karşısındakinin yaşamını hor görme Kültür ve Milli Eğitim bakanlıklarının da taraf oldukları ciddi bir sorun aslında. Omuzlarındaki yükten habersiz olmaları ne kadar da kötü... Ne bir eleştiri ne ciddi bir izleme masası, bürosu, şefliği vd. Ne de öneri, işaret etme, yol gösterme. Hem daha da kötüsü, televizyon sahiplerinin gazetelerinde boşluğa yazı yazan televizyon eleştirmenlerinin varlığı.. Bu iş böyle olmaz, seyretmeyelim dostlarım, inanın gerisi nâfile...

 

Kitch: kitch Kitch sözcüğü Almanca verkicschen ucuzlatma, sanat değeri olmayan anlamına gelir. ingilizce kitch genellikle yoz sıradan, düzeysiz beğeniye seslenen ürün olarak açıklanır. 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/10/2005 - bir dakika duralım

Kategori: kuzeysonsuz

Yo hayır, kimsenin seni bu kadar ezmesine izin vermeyeceğim. Ne kadar düşünsem de hatırlayamadım  geldiğin ilk günü, muhtemelen okuldaydım ben. Küçük kardeşim söylemiş olmalı. Tabi o zamanlar diğerleri gibi biz de bilmiyorduk, an gelip ne kadar önemli olacağını ya da büyük ağabey edası ile hayatımızı nasıl kaplayacağını. Gözümüzü hangi programlarla açtığımız da pek hatırımda değil ama ah ne pencereydin sen... National’di markan. Nasyonel’i duymuştum da babamdan hep doğrusunu söylemeye çalışırdım. Ben Nasyonel dedikçe küçük kardeşim inadına NATIONAAAL, NATIONALLL diye karşı çıkardı hep. Nasyonel, bir sürü ayar düğmesi ve açma kapama butonu. Nerede o zamanlar uzaktan kumanda. Kumanda evin en küçüğü. Zaten çoğunluk ona da gerek yok, kanal tek. Bas düğmeye dinle Zafer Cilasun’u, hava durumunu. Hem senin suçun değildi ki, ah o Meteoroloji yok mu! Güneş derler yağmur yağar, yağmur derler ortalığı dolu kırar geçer. E haliyle o zamanlar Cem Yılmazlar da yok meteoroloji ile idare ediyor millet. Bu meteorologlardaki ammman diiyim hali işte o günlerden. Allahtan sonra gâvur uydu yaptı da onlar da zamana uyup durumu yırttı. Seninle ne ilgisi var ki.. Hem kültürümüze sanatımıza saygın da büyüktü. Zırt pırt yayın kesilir, Necefli Maşrapa’lar mı dersin yok olmadı Peri Bacaları mı dersin ayağımıza getirmediğin güzellik mi kalırdı. Canım benim. Ya o belgesel saatlerin yok muydu o belgesel saatlerin. Ah Kaptan Kusto ah! Müslüman oldu olmadı derken, öldü gitti adam. Kendi vatandaşları bile bizim kadar ağlamadı arkasından. Senin sayendeydi inan. O deniz hıyarları, denizin dibinde sinsi sinsi yatan Manta’lar, baş aşağı uyuyan balinalar, zürefayı bile deviren aslanlar, kutup ayıları. Sen olmasan nereden bilecektik ki. Hem o, kiloyla mı alıyorlar yahu dedirten salak filimler de senin suçun değildi. 5. dünya ülkeleri için çuvalla TV filmi. Hem bir kaç filim alırız hem de hihhohhaaa. Cannes’da film festivali olur, bekle ki adam gibi bir film gelsin. Çarşaf gibi Cannes çıplakları, filmler çuvalda abi! Belki adam gibi bir çizgi film getirirler diye beklerdin çıka çıka Musti çıkar. Nefret ettirdiler çocukluğumuzdan suç senin mi sanki.. Kaz Morton’u getirmeleri de şaşırttı. Kim bilir kim kendine yakın hissetmişti de getirmişti!  Sormaz bunlar çünkü, ne istersiniz ne yaparsınız diye. Ne hedefiymiş kardeşim ne vizyonu hem? Ayağı çarıklı erkân-ı hârp ne anlardı bu işten değil mi... Hani Bayburt Bayburt olalı böyle zulûm görmediydi ya, millet de millet olalı böyle zulûm görmemişti bunlardan. O kadar yazarın vardı bir o kadar da şairin ama bir o kadar da ne gerek var’ların. Senin elinden ne gelirdi ki... Onun nereye baktığı anlaşılmasa da, inadına bakardık Necdet Evliyâgil’e. Hem programın kimsenin izlemeyeceği bir dilime konması da senin suçun değildi ki... Pazar sabahı kovboy filmi, milletin mangalını kapıp dışarı çıktığı saate bale, opera ok! Milletini onlar bu kadar iyi tanıyorlar diye suç senin mi yâni... Hadi Malkoçoğlu Bizans’a saldırırken saat takar ya da arap çölünde geçen kervanı kot montlu adam kenardan seyreder anladık. Hem kol kırılır yen içinde ama Hintli adamın anasını kesmişler, bacısını dövmüşler ikinci karede kırk kişiyle gerdan kırıp dans ediyor, ne ilgisi var bunun bizim uzun ince bir yoldayımımızla. Hadi Buddha’yı bilirdik de nedir bu budalalık çıkamadık işin içinden. Hem sen nereden bilecektin ki... Ekmek karneyleydi der daha da büyükler, anlamazdık ta ki, o kadar kuyrukta bekleyene kadar hem o kadar şey yaşadık ki. Celâl Bayar, Vehbi Koç bile öldü sen hep diri kaldın. Küllerinden doğan Phoenix gibiydin, biz çöktükçe sen parladın ha parladın. Buna mı kızalım yani şimdi... Kime değdinse parlattın. Ne soytarılar ne şarlatanlar geldi geçti elinden. Millet kırılırken işsizlikten, sende çalışanları paşa gibi yaşattın diye mi kızalım şimdi.. Kimseler bilemedi bu âl-i cenâp yönünü. Bakmasan o kadar adama hâlleri ne olurdu... kim vâli çocuğu kim general oğlu ya da torunu, kim bakan torpilli. Hem adamlar doğuştan televizyoncu ise bu da mı senin suçun a Sebastian’ım benim... Sen mi tutup çektin stüdyoya, sen mi hiç ettirdin sanatı, sanatçılığı para uğruna... Hem binlerce amatör tamirci çıkmadı mı ortaya. Ya baba sen niye açıyorsun, tamirciye gidelim. Hem niye sardın o sigara jelatinini oraya? Ruhumuzu havaya uçururken evimiz odamız da havaya uçtu.. Hadi program yapamıyorsunuz gelin tamir edin mi dedin... Zaman içinde iyice iyice büyüyüp serpildin, uşak tuttun kendine. Yapıştı kumandan elimize, yoksa bunu da mı sen istedin... Tek özgün yarışma anlayışımızın, aşık atışmaları ya da bizim magandamız canımızın içidir olması da mı senin suçundu. Gelin saçma sapan diziler çevirin, boşaltalım şu milletin beynini diyen de mi sendin allah aşkına...

 

Karşında uyumak en büyük zevkimiz oldu milletçe, zaten uyutmaya programlanmış olman senin kabahatin mi yani. Kime değdi ise elin onlar parladı da parladı. Seni hâlâ baş köşeye koysak da, onların elinden salak yerine koydun sen bizi... Değmeyelim artık sana, hele bir de biz değdirelim [!]

 

Yukarıda adı geçen, tarihimizin tanığı değerli kişileri rahmet ve saygı ile anarım...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/10/2005 - KİM BU ADAM

Kategori: hamit akcay
BU ADAM ARAMIZDA DOLAŞIYOR,YANIBAŞIMIZDA OTURUYOR,KALDIRIMDA YÜRÜRKEN ÇARPIŞIYORUZ ONUNLA. 37 , 55 YADA 70, EKRANI ÇAPINDA BAKIYOR HAYATA.
DÜŞÜNEN ADAM IN ÇAĞI BİTTİ,
 İZLEYEN ADAMIN ÇAĞI BAŞLADI.
PEKİ İZLEYEN ADAMIN YERİNE KARARLARI KİM VERİYOR, ONUN YERİNE KİM DÜŞÜNÜYOR DERSİNİZ.?
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/10/2005 - Çocukların gözü TV'den başka bir şey görmüyor

Kategori: nymphia

Zamanlarının büyük bir kısmını ekran karşısında geçiren çocukların televizyon bağımlısı haline geldiğini belirten uzmanlar "Popüler kimlikleri örnek alan, mutsuz doyumsuz ve yalnız bir nesil büyüyor" diyorlar.

Gereğinden fazla televizyon seyretmenin çocuklar üzerinde olumsuz etki bıraktığı konusunda hemfikir olan uzmanlar, televizyonun özellikle çocukların gelişim döneminde önemli bir yer tuttuğunu belirtiyor. Genç beyinlerin televizyon kutusu aracılığıyla sömürüldüğünü ve bunda ailelerin de büyük payı olduğunu vurgulayan Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Tüketim ekonomisinin dizginleri elinde olanlar, oluşturdukları popüler kimlikle çocukların ilgisini çekerek büyük kârlar elde ediyorlar" dedi.

Doyumsuz bireyler büyüyor

Televizyon kanallarında yayınlanan dizi ve programların çocuklar üzerinde pop şarkıcısı, mafya lideri, şiddeti onaylayan tiplemeler gibi popüler kimlikler oluşturduğuna dikkat çeken Tarhan "Televizyon kanallarında yayınlanan programlarla çocukların ruhları kontrol altına alınıyor. TV ve bilgisayarın büyüsel etkisi çocukların denetimini, ailenin ve toplumun kontrolünden alarak popüler kimliğe veriyor. Böylece, suça eğilimli, saldırgan, sabırsız, bencil, çocuklar ortaya çıkıyor. Televizyon çocukların zihinsel, sosyal ve dil gelişimini olumsuz etkiliyor. Sürekli televizyon izleyen çocuk, geç konuşuyor ve hece kuramıyor. Zamanını televizyon karşısında geçiren çocuk, arkadaşlarıyla etkileşim içinde olamadığı gibi mutsuz, doyumsuz ve yalnız birer birey olarak büyüyor" diye konuştu. Çocuk ve televizyon ilişkisinde en büyük görevin ebeveynlere düştüğünü belirten Tarhan, aileleri bu konuda bilinçli davranmaya davet ediyor. "Çocuğun öğrendiği her şey kendi dünyasına iyi veya kötü olarak girer ve ileriki yıllarda yansıma halinde ortaya çıkar" diyen Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O nedenle, çocuk ekran karşısında çok iyi vakit geçiriyor, ben de rahat ediyorum, düşüncesi bir tehlikedir. Anne babalar çocuğa zaman ayırarak kültür değerlerimizi, inanç sistemimizi ona öğretmeli. Popüler kimlik ile özdeşleşmesinin sakıncalarını çocuğa anlatmalı."

Sürekli televizyon seyreden çocuklar geç konuşuyor

Anne babası ekran başından kalkmayan çocukların televizyon bağımlısı haline geldiğini belirten Pedagog Uzm. Dr. Belgin Temur, televizyon karşısında saatlerce kalan çocuğun bilgi almaya alıştığı için etkileşim içine giremediğini belirtti.

Televizyon için ayrılan sürenin çocuğun gün içindeki boş zamanına oranlanması gerektiğini, okul ve günlük ihtiyaçlarının karşılanması haricinde çocuğun kalan boş vaktinin dörtte birinden fazlasının televizyon ile harcanmasının uygun olmadığını sözlerine ekleyen Temur, "Dil ve sosyal gelişimin temellerinin atıldığı en önemli dönem olan ilk 3 yılda televizyon karşısında fazla vakit geçiren çocukların konuşma kabiliyetleri gecikiyor ve bu çocuklar dış dünya ile iletişimde sorunlar yaşıyorlar. Böylece sosyal ilişkilerde zorlanan bireyler yetişiyor" dedi.
Zaman

 

 

http://www.turnofftv.tuketiciler.org/2005-02.htm

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/10/2005 - Televizyon koliklik öldürüyor

Kategori: hamit akcay

Araştırma, Almanya'nın Ulm Ünivrsitesi'nde yapıldı. Prof. Spitzer, ülkesinde her yıl 20 bin kişinin fazla TV seyretmekten öldüğünü açıkladı. Spitzer'in açıklamaları şaşırtıcı.

Almanya’da her yıl 20 bin kişinin çok uzun süre televizyon karşısında oturduğu için öldüğü açıklandı. Ulm Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Manfred Spitzer, Almanya’da yılda ortalama 20 bin kişinin televizyon izlemekten dolayı öldüğüne dikkat çekti.

Zamanlarının büyük bölümünü TV karşısında geçirenlerde beslenme bozukluğu, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı riskinin çok fazla olduğuna işaret eden Prof. Spitzer, bunun da ölümlere yol açtığının söyledi.

‘Televizyonkolik’lerin bozuk beslenmeden dolayı aşırı kilo aldıklarını ve spor yapmadıkları için de vücut dengelerinin bozulduğunu kaydeden Prof. Spitzer, ‘Televizyon izleyen çocuklar da tıpkı büyükler gibi bozuk beslenmeden dolayı aşırı kilolu oluyorlar. Ayrıca bunların ileriki yaşlarda koku ve tat alma duyuları da bozuluyor. Özellikle reklamlar çocukların beslenmesini olumsuz etkiliyor’ dedi.
Hürriyet

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/10/2005 -

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/10/2005 - Uzakları YAKIN, Yakınları UZAK etti.

Uzakları YAKIN, Yakınları UZAK etti.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bu platformun amacı insanı insandan koparan,insanı pasif bir tüketici olarak konumlandıran,Toplum mühendisliğinin ve toplumu gütmenin aracı olan Tv ye karşı insanları bilinçlendirmektir.Bu platform mevcut siyasi hareketlerin hiç birinin temsilcisi yada uzantısı değildir.Tv nin insan üzerindeki anormal tahakkümüne karşı duran herkesin platformudur.


DESTEKLEYENLER&EDİTÖRLER

aDoE
designer
hamitakcay
milkboy
ikona
esin
nymphia
katre
asmakilit
derin
DerinHoca
temizekran
vedat1987
TuLuAt
turab
shekkercik
ismailkorpe
suzidil
barika
redo
tinsohbeti
pedagog
kuzeysonsuz
yansimalar
SuCCuBuSS
geda
PRESSBEY
mesnevi
kozmik
visne
Aslikcin
dogan55
ufoyatasatancocuk
SAKASU
mevlevi
hikayedefteri
siirdefteri
ismetozelsiirleri
sezaikarakoc
naribeyza
LeSaR
granada
ilsuersagun
eskisehirly
barok
Arifce
crazyturk
elki
ALYAZMALI
batumania
AR
BuLenTCaka1
omasozturk
ufoyatasatancocuk2




BlogBul.Com! Blog Hizmetleri