13/10/2005 - KATRE YE SONSUZ TEŞEKKÜRLER
Merhaba...
Ben televizyon ile tanıştığımda sene 1976 idi. Kardeşim ev sahibimizin televizyonuna gidip bakmaktan sıkılmışmıydı ne babama sürekli "adama bakıcam, adama bakıcam" deyip duruyordu. Babam da daha fazla dayanamayıp bir gece bize televizyon getirmişti. Çok sevindiğimizi hatırlıyorum. Ancak kardeşim daha çok sevinmişti sanırım çünkü direk çorba tenceresini devirmişti, akşam yemeği yerken televizyona bakacağım diye:)) İlk hatırladığım film karakteri Tarkan ve atıl kurt idi. Pekte yakışıklı gelirdi Kartal Tibet. Eski türk filmlerini hâlâ çok severim.
Sonra televizyon kültürümüz ilerledi. Babam, teknolojiyi maddi gücü doğrultusunda çok severdi. Tv teknolojisini de yakından takip ettik yani. Televizyonu çok seyretmemizden pek hoşlanmazdı ama. Geceleri geç saatlere kadar kitap okurdu. Hâlâ daha hoşlanmaz. Sohbet edelim daha iyi der her zaman. Ben de insanların birbiriyle konuşmasından yanayım. Misafirliklerde açık televizyon bana saygısızlık gibi geliyor.
Televizyondaki şiddet yanlısı proğramlar gözümüze giriyor sanki. En başta haberler! Bütün kanalların haberleri neredeyse kanlı, yüksek sesli, insana karamsarlık veriyor. Televole ve benzeri proğramlar, bütün ülkenin dahil edildiği dedikodu proğramları, gündüz kuşaklarındaki -güya- kadının sesi proğramlar, neredeyse her kanalın kendine ait ürettikleri mafya dizileri, gelin-kaynana-oğul proğramları, v.b. kesinlikle seyredilmemesi gereken proğramlar. Aklıma gelmişken ben çizgi filmlerdeki şiddeti de kınıyorum. Çocukluğumdan beri düşmanca kaçıp kovalanan tom ve jerry, Kabasakalın yumruklarına mazur kalan Temel Reis, şimdilerin pokemon hastalığı, winksler sonra. Aslında direk açılmamalı televizyon.
Ya da izlediğimiz proğramları biz seçmeliyiz. Ben hemen başladım, nasıl isek o tür proğramlar seyrederiz demeye. Özellikle kaynana-gelin proğramlarından başladım uyarmaya yakınlarımı. İzlemeyelim, rayting yaptırmayalım. Düşünebiliyor musunuz? Üst kat komşumun kayınvalidesi, kendisi, eşi ve kızının telefonlarından sürekli mesajlar gidiyor kaynana proğramlarına. Ve komşum, Tülin ile Caner evlenirse lokma dağıtacakmış, adağı varmış. Ben tanımıyorum bile bu insanları. Tanımayayım da.
Yani sözlerimin özü şudur: Zararlı proğramları seyretmeyelim, seyredeceksek kültür-fikir yayınlarını seyredelim. Daha çok kitap okuyalım. Çocuklarımızı koruyalım lütfen. Televole kültüründen yetişen bir nesil sizce nasıl olur dersiniz? Televole deyip gülen bir nesil:))Güleriz ağlanacak halimize.
Yapabileceğim her türlü desteğe hazırım. Ve de varım...Herkese kolay gelsin. Sevgiyle...
|